Yükleniyor...

Sosyal sorumluluk temelli insan kaynakları yönetimi bilgi sabotajını azaltıyor

Yapılış Tarihi | 11 May 2026, Monday

Teknofest

Kurumsal sosyal sorumluluk anlayışı, günümüzde yalnızca kurumların dış paydaşlarına yönelik bir imaj veya sürdürülebilirlik faaliyeti olarak değil, çalışan davranışlarını şekillendiren önemli bir yönetim yaklaşımı olarak değerlendiriliyor. Özellikle hizmet sektöründe çalışanların bilgi paylaşımı, kuruma aidiyeti ve etik değerlere bağlılığı, örgütsel başarının temel unsurları arasında yer alıyor.

 

Bu kapsamda yapılan çalışmada, sosyal sorumluluk temelli insan kaynakları yönetimi uygulamalarının çalışanların “bilgi sabotajı” davranışları üzerindeki etkisi incelendi. Bilgi sabotajı; çalışanların iş arkadaşlarına ya da yöneticilerine kasıtlı olarak yanlış, eksik veya yanıltıcı bilgi vermesi ya da gerekli bilgiyi bilinçli biçimde saklaması olarak tanımlanıyor. Bu tür davranışlar, özellikle bilgi paylaşımına ve ekip çalışmasına dayalı sektörlerde hizmet kalitesini, çalışanlar arası güveni ve kurumsal performansı olumsuz etkileyebiliyor.

 

Araştırmada, Türkiye ve Kırgızistan’daki beş yıldızlı otel çalışanlarından elde edilen 390 geçerli anket verisi analiz edildi. Bulgular, sosyal sorumluluk odaklı insan kaynakları yönetimi uygulamalarının bilgi sabotajını azalttığını ve çalışanların iş yerine aidiyet duygusunu güçlendirdiğini ortaya koydu. Çalışmada ayrıca iş yeri aidiyetinin, sosyal sorumluluk temelli insan kaynakları yönetimi ile bilgi sabotajı arasındaki ilişkide önemli bir aracı rol üstlendiği belirlendi. 

 

Elde edilen sonuçlara göre, çalışanların kendilerini kurumun değerli bir parçası olarak hissetmeleri, olumsuz bilgi davranışlarını azaltan önemli bir psikolojik mekanizma olarak öne çıkıyor. Başka bir ifadeyle, çalışanlar kurum içinde kabul gördüklerini, desteklendiklerini ve adil uygulamalarla karşılaştıklarını düşündüklerinde, çalışma arkadaşlarına zarar verebilecek bilgi saklama veya yanlış yönlendirme gibi davranışlardan uzak durma eğilimi gösteriyor.

 

Çalışmanın dikkat çeken bir diğer sonucu ise kurumsal etik değerlerin bu süreçte güçlendirici bir rol oynaması oldu. Etik değerlerin güçlü biçimde benimsendiği kurumlarda, sosyal sorumluluk temelli insan kaynakları uygulamalarının çalışan aidiyeti üzerindeki etkisinin daha belirgin hale geldiği görüldü. Bu bulgu, etik kültürle desteklenmeyen insan kaynakları uygulamalarının sınırlı kalabileceğini; buna karşılık etik değerlerle bütünleşen yönetim anlayışının çalışan davranışlarını daha güçlü biçimde şekillendirebileceğini gösteriyor.

 

Araştırma, özellikle turizm ve konaklama sektörü açısından önemli sonuçlar sunuyor. Yoğun insan etkileşimine, ekip çalışmasına ve bilgi paylaşımına dayalı bu sektörde; adil, etik ve sosyal sorumluluk odaklı insan kaynakları politikalarının yalnızca çalışan memnuniyetini değil, aynı zamanda kurumsal güven ortamını ve hizmet kalitesini de destekleyebileceği değerlendiriliyor.

 

Çalışma, kendi alanında WOS %5’lik dilimde yer alan Corporate Social Responsibility and Environmental Management dergisinde yayımlanmıştır.

 

Çalışmaya erişim linki:
https://doi.org/10.1002/csr.70597